İsrail’in açık denizlerde seyreden Türk gemisine saldırması ve 9 Türkü öldürmesi üzerine çok şey söylendi. Bunun uluslararası hukuka aykırı olduğunu, korsanlık olduğunu, haydutluk olduğunu, vahşice olduğunu, insanlık dışı bir eylem olduğunu söyledik. İsterseniz bunları defalarca tekrarlayabilirsiniz. Bunlar bu tür değerlerle ilgisi olan ülkeleri ilgilendirir. İsrail’in insanlığın ortak değerlerini ve uluslararası hukuku hiçe saydığını yeni mi keşfediyoruz. Peki, İsrail yapılan eleştirileri ve kınamaları salladı mı… Sanmam. İsrail, buna alışık; çünkü İsrail işgal eder, öldürür, her türlü insanlık dışı eylemi gerçekleştirir. Bunun karşısındaki dünya kamuoyu ve uluslararası toplum ise eleştirir, kınar, suçlar, bağırır, çağırır sonra n’olur. Biraz bağırıp çağıranların kızgınlığı geçer. İsrail’in yaptığı yanına kâr kalır. 1948 savaşını, 1967 savaşını, 1973 savaşını, 1978 ve 1982 Lübnan işgalini, 2000’den sonra binlerce Filistinliyi katletmesini, 2006’da Lübnan’ı işgalini ve 2009’da Gazze’yi işgalini hatırlayın. Her bir eylemin arkasından uluslararası tepkiler gündeme geldi. Güvenlik Konseyi sadece kınamakla kalmadı, işgali derhal sona erdirmesi için kararlar aldı. Peki, durum değişti mi. Koca bir hayır.
Eğer bundan sonraki aşamalar iyi takip edilmezse, İsrail’in özür dilemesi sağlanmazsa, uluslararası soruşturma açılması konusu savsaklanırsa, Ablukayı devam ettirmesine göz yumulursa, ABD’den gelen son açıklamalarda görüldüğü gibi İsrail’i haklı göstermeye çalışan çabalara göz yumulursa, uluslararası alanda İsrail’in gayr-ı meşru bir haydut devlet olduğu gerçeğinin kabul edilmesi için gerekli çabalar sürdürülmezse, aşağıdan alınıp, “yaralı ve ölülerimizi kurtardık deyip bunu yeterli görürsek” ve İsrail’in Türkiye’nin imajı ve inandırıcılığını aşındırmaya dönük çabalarına göz yumulursa bunun faturası gerçekten hepimiz için çok ağır olur. Bir zamanlar Nasır’ın meydan okumalarına bakıp Arap dünyası ona aradıkları lider gözüyle bakmaya başlamışlardı. 1956’daki Süveyş Krizi sonrasında ülkesi İsrail tarafından işgal edilmiş o ise bunu başarı gibi göstermişti. Ancak 1967 savaşında yaşanan hezimetten sonra Nasır’ın liderliğinden geriye büyük bir hayal kırıklığı kalmıştır. Bu nedenle imajımızın aşınmaması için tepkimizi somut adımlarla desteklememiz gerekir. Diplomatik alanda ilişkilerimizi gerçekten gözden geçirmeliyiz. Askeri ve ekonomik ilişkiler konusunda ne yaptık ve neler yapmayı düşünüyoruz. Bunun kamuoyuyla paylaşılması gerekir. Kamuoyunun, şu ana kadar yapılanlardan tatmin olduğunu düşünüyorsak yanılırız. İsrail’in 9 kişiyi öldürmesinden sonra kısa bir süre sonra her şeyin normal seyrine girmesi endişesi söz konusudur. Alçak koltuk krizinin kızgınlığı henüz geçmemişken İsrail’in bu yeni tavrı karşısında çok daha etkili bir tavır ortaya konması gerekir. Göze kulağa hoş gelen tavırlardan ziyade kamu vicdanını rahatlatacak akıl dolu politikalarla süreci takip etmeliyiz.